ALEVİLER NE İSTİYOR?



DUYURU
İMZALA
KAMUOYUMUZA
Son günlerde çok çeşitli kaynak ve kanallardan Alevi gerçeği ile ilgili görüşler ve yaklaşımlar kamuoyuna sunulmaktadır. Bu yaklaşım ve görüşlerin tümünün iyi niyetle oluştuğuna ve sorunlara uygulanabilir çözümler aramak amacını taşıdığına inanmaktayız. Kamuoyumuza Alevi sorununa gösterdiği duyarlılık için şükranlarımızı sunuyoruz. Uzun süredir kamuoyu’nun gündeminde bulunan Alevi gerçeğini ve sorunlarını, konuya ilgi duyan kurum, kuruluş ve kişilerimize bir kez daha özetleyerek hatırlatmak amacı ile bu bildiriyi hazırladık.
Kamuoyumuzun bilgilerin şükranlarımız ile sunuyoruz.
Alevilik İslam dininin içsel (Bâtıni) yorumudur. Kuran’ı kutsal kitap, Hz. Muhammed’i peygamber kabul eder. Tanrı’nın tekliğine inanan Alevi’ler yollarını Hz. Ali ve Ehl-i Beyt‘in izinde, 12 imamların önderliğinde, Hak-Muhammet-Ali çağırarak sürdürürler. İnancın yürütüldüğü mekânlar dergâhlarımız ve CEM evlerimizdir. Alevilik; edebiyatı, müziği, şiiri, tasavvufi bilgileri inancı yaşarken ve gelecek kuşaklara aktarırken yoğun bir biçimde kullanır. Amacı tüm diğer inançlarda da olduğu gibi olgun ve kamil insanlar yetiştirmek ve sevgi, barış, dostluk içinde yaşanan bir dünya oluşturmaya katkıda bulunmaktır.
Alevilerin 1400 yıldır Emevi ‘lerden başlayarak toplumlara hâkim olmak isteyen kişiler ve gruplar tarafından zaman zaman ağır baskılar gördüğü, ancak bu baskılara rağmen sağlam bir felsefi temele dayanan inançlarını canları pahasına, büyük fedakârlıklarla ama bilinç ve akıl ile koruduğu da bilinen bir gerçektir. Bugün yaşadığımız coğrafyada gördüğümüz Alevilik gerçeği, Mavera – ün Nehir ve Orta Asya’da Ehl-i Beyt mensupları ve 12 imamların bilgileri ışığında ŞAH AHMET YESEVİ’nin, Türkmen kavimlerin töreleri ve gelenekleri ile İslam dinini bağdaştıran yorumları ile sürdürülmektedir. Bu inanç tarih içinde Horasan erenleri, Hallac-ı Mansur, Ebü-l Vefa, Mevlana, Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre, Kızıldeli Sultan, Abdal Musa, Pir Sultan Abdal gibi her birinin adlarını burada sayamayacağımız sayısız Anadolu ereni ile batıya taşınmış, Anadolu’da gelişmiş ve bugünkü Macaristan’a kadar çok geniş bir coğrafyada kabul görmüş ve benimsenmiştir.
İçinde bulunduğumuz süreçte Alevi vatandaşların istediği haklar 31 Ağustos 2002 tarihinde 632 Alevi kuruluşunun ortak bildirisinde şöyle özetlenmiştir:
1 – Genel Bütçeden, inanç hizmetleri için ayrılan kaynaklardan Alevilere de pay ayrılmalıdır.
2 – Zorunlu olmasını şart görmediğimiz, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri zorunlu olsa da, olmasa da bu derslerde Alevilik de dâhil olmak üzere tüm inançlar yansız öğretilmelidir.
3 – Devlete ait Radyo ve TV kanallarında tüm inanç grupları kendilerini düzenli ve sürekli olarak ifade edebilmelidir.
4 – Cemevleri’nin yapımına da yeterli arsa ve maddi destek sağlanmalıdır.
5 – İnanç uygulamalarını ve cemlerimizi yönetecek, yönlendirecek bilgili kişilerin yetiştirilmesi amacıyla okullar açılmalı ve üniversitelerimizde tasavvuf bölümleri kurulmalıdır.
6 – Halk geleneğinde inanç ve kültürün önemli taşıyıcı unsurlarından birisi olan saz da okullarda müzik aleti olarak tavsiye edilmelidir.
2002 yılından bu yana, yukarıda özetlenen isteklerimiz ile ilgili olarak herhangi bir olumlu gelişme sağlanmamıştır.
Kamuoyunun bilgisine sevgi ve saygılarımız ile bir kez daha sunarız.
DEĞERLİ CANLAR
Cumhuriyet’in temel değerlerine yürekten bağlı, demokratik ve laik devlet fikrinin candan sahibi olan Alevi toplumunun sorunları var.
Bu sorunlar her yurttaş kadar sorumluluklarını yerine getiren Alevilerin, inanç hizmetleri için bütçelerden ayrılan kaynaklardan hiç pay alamamasına; ibadet yapacak mekan bulamamaktan, Alevi çocuklarının Sünni köktendinci görüşlerle hazırlanmış ‘Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi’ derslerinde inançlarını değiştirmeye zorlanmasına kadar çeşitli biçimlerde ve boyutlarda kendilerini gösteriyor.
Geçtiğimiz yıllarda bu toplumun Alevi- Sünni tüm sağduyulu insanlarının vicdanlarında ve hafızasında acı izler bırakmış Çorum, Malatya, Maraş olayları, tüm halkımızı derin bir acı ve utanca boğan ‘2 Temmuz 1993 SİVAS Katliamı’, Gazi Mahallesi olayları gibi acı olaylar da yaşandı.
Aleviler yasal olarak eşit yurttaşlık haklarına sahip oldukları ülkemizde, bu acı sorunları yaşarken, kendi geleneksel barışseverlikleri, insan ve tabiat sevgisi üstüne kurulu inanç sistemleri ve geniş hoşgörüleri ile sorunlarını hükümetlerin ve kamuoyunun gündemine taşımak ve çözümleri barış ve dostluk içinde, demokratik ve medeni bir ülkeye yakışır ağırbaşlılıkla geliştirmek için uzun yıllardır çaba göstermektedir.
Son yıllarda ise hükümetin tümü ile ilgisiz kaldığı sorunlarını, Alevi toplumu başka bir çare bulamadığı için mahkemelere taşımış ve Başbakanlık ile Milli Eğitim Bakanlığı aleyhine Ankara İdare Mahkemelerinde her biri 2000 kişi adına olmak üzere toplam 4000 adet dava açmıştır. Bu davalardan 23 Eylül 2005 tarihinde Başbakanlık aleyihne açılan Ankara 6. İdare mahkemesinde 2005/1910 dosya numarası ile 13 Aralık 2005 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı aleyhine açılan dava ise Ankara 10. İdare mahkemesinde 2005/2703 dosya numarası ile işlem görmektedir. Bu davaların da gereğinden çok uzun sürmesi Alevi toplumunu rahatsız etmektedir. Süreç böyle ağır işlerse davaların AİHM, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşınması söz konusu olacaktır. Oysa Alevi toplumu bu sorunun Türkiye’de akıl yolu ile toplumsal barış içinde çözülmesini amaçlamaktadır.
SEVGİLİ CANLAR
Bugüne kadar bu sorunların karşılıklı anlayış içinde çözülebilmesi amacı ile herhangi bir olumlu adım atmayan hükümet, 35 canımızın yandığı SİVAS - MADIMAK otelinin bir kebapçı olarak çalışmasına dahi göz yummaya devam etmiş, Alevi sorunları konusunda tam bir vurdumduymazlık içerisinde davranmaya devam etmiştir.
Son günlerde kamuoyumuzun gündeminde yakın ilgi ile izlenen Alevi sorunları konusuna hem hatırlatıcı, hem de bilgilendirici bir belge olarak ekteki duyuru çok sayıda Alevi örgütünün ortak görüşleri ile hazırlanmıştır. Alevi sorununun barışçı yollardan, dostça çözülebilmesi için henüz vakit geçmiş değildir. Ülkeyi yönetme sorumluluğu taşıyanların bu demokratik ve yasal talepleri bir an önce çözüme kavuşturmalarını bekleyen Alevi kurumları ve kişileri olarak siyasi partilerimizi, Sayın Cumhurbaşkanı’nı, TBMM Başkanı’nı, Başbakan’ı ve muhalefet liderleri ile milletvekillerini kamuoyunun sesine kulak vermeye ve ilişikte sunulan sorunların çözüm önerilerini en kısa zamanda dikkate almaya davet etmekteyiz.
İlgilerinize teşekkür eder, ekte imzalarınıza sunduğumuz duyurumuzu imzalamanızı bekleriz.
İlgilerinize teşekkür eder, ekte imzalarınıza sunduğumuz duyurumuzu
imzalamanızı bekleriz.